top of page

Yas Süreci: Yas Nedir? Nasıl Yaşanır ve Ne Kadar Sürer?

psikologbelizerere
29 Eyl
4 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 30 Eyl

Yas, önemli bir kayıp sonrasında yaşanan duygusal, bilişsel, davranışsal ve fiziksel tepkilerin verildiği kayba alışma sürecidir.





Yas Nedir?


Yas, genel olarak sevilen birinin ölümüyle ilişkilendirilse de insanın hayatında anlam taşıyan farklı kayıplar da yas sürecine neden olur. Örneğin bir ilişki bittikten sonra da, boşandıktan, evcil hayvanını kaybettikten, taşındıktan, iş ya da itibar kaybı yaşadıktan, gebelik kaybından, sağlığını yitirdikten sonra da insanlar yas tutarlar. Onlar için önemli bir dönem bittikten sonra da yas süreci yaşanır. Çünkü kişiler tüm bu süreçlerde onlar için önemli bir şeyi kaybetmişlerdir.


Bu nedenle yas, yalnızca kayıp sonrası “üzüntü yaşamak” şeklinde düşünülmemelidir. Kişinin alıştığı yaşam biçiminin değişmesi, geleceğe ilişkin planlarının farklılaşması ve kendisini güvende hissettiği bir düzenin bozulması da yas deneyiminin parçası olabilir.


Yas Sürecinde Neler Yaşanır?


Yas tutmanın herkes için geçerli tek bir yolu yoktur. Yas süreci, özellikle kişinin mizacına, zorluklarla baş etme becerilerine göre şekillenir. Bu nedenle bu dönemde yaşananlar da kişiye göre değişiklik gösterir. Bir kişi yoğun bir üzüntü yaşarken başka biri daha çok öfke, boşluk veya şaşkınlık hissedebilir. Kimisi sosyal olarak çevresinden uzaklaşıp içe kapanırken bir başkası daha aktif olabilir. Bunların hepsi doğal tepkilerdir.


Yas sürecinde görülen bilişsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal birçok ortak tepki vardır. Bu tepkileri göstermek de bir o kadar doğal ve normaldir.


Yas döneminde verilebilecek bazı bilişsel, duygusal, fiziksel ve davranışsal tepkiler:


  • Yoğun üzüntü ve ağlama,

  • Özlem ve hasret,

  • Boşluk veya yalnızlık hissi,

  • Öfke veya kızgınlık,

  • Suçluluk duygusu,

  • “Keşke” düşünceleri,

  • Olanları kabullenmekte zorlanma, inkar,

  • Dikkat ve konsantrasyonda zorluk,

  • Unutkanlık,

  • Uyku düzeninde değişiklik,

  • İştahsızlık ya da aşırı yeme,

  • Günlük işlere karşı isteksizlik,

  • İnsanlardan uzaklaşma isteği,

  • Kaybedilen kişiyi veya durumu sık sık düşünme.


Bu belirtilerin ortaya çıkması tek başına kişinin psikolojik bir rahatsızlığı olduğu anlamına gelmez. Yas, kayba verilen doğal ve kişisel bir tepkidir ve yaşanması gerekir. Önemli olan kişinin yaşadığı duyguların zaman içerisinde nasıl ilerlediği ve günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.


Yasın Aşamaları Nelerdir?


Yas süreciyle ilgili bilenen en önemli konulardan bir tanesi yasın aşamalarıdır. İnkar, öfke, pazarlık, üzüntü ve kabullenme evrelerinden oluşan yasın aşamaları, kişilerin yaşadıkları süreci anlamlandırmaları ve normalleştirmeleri açısından oldukça yararlıdır. Ancak bu aşamaların herkeste aynı sırayla ve aynı süre içerisinde tamamlanan, sabit aşamalardan geçilen bir süreç olduğunu düşünmek doğru olmaz.


Herkes yas aşamalarını aynı şekilde ve aynı yoğunlukta yaşamaz. Kimileri bazı aşamalar yaşanmaz ya da çok kısa sürer, kimileri ise bir aşamada diğerlerinden çok daha uzun süre kalabilir. Her aşama arasında da doğrusal bir geçiş yoktur. Bazen evreler arasında geçişler, geri dönüşler olur ve bu oldukça doğaldır. Aynı anda birden fazla duygu da yaşanabilir.


Örneğin bir kişi bazı günlerde kaybı daha kolay kabul ederken başka bir gün yoğun bir özlem yaşayabilir. Kendisini iyi hissetmeye başladığı bir dönemin ardından yeniden zorlanabilir.


Bu nedenle, yas sürecini “şu aşamadayım, artık bunu tamamlamam gerekiyor” şeklinde değerlendirmek yerine, yaşanan deneyimi anlamaya çalışmak süreç ve kişinin kendisi için daha yardımcı olacaktır.


Yas Ne Kadar Sürer?


Yasla ilgili belirli bir süre yoktur. Yasın nasıl yaşandığı ve ne kadar sürdüğü; kişinin kayıpla olan ilişkisine, yaşam koşullarına, önceki deneyimlerine ve sahip olduğu sosyal desteğe göre değişir. Özellikle kaybedilen kişinin yakınlığı, yaşı, kaybın ani ya da beklenen bir durum olup olmadığı, diğer kayıplarda ise kişinin hayatındaki yeri ve önemine göre değişiklikler gösterir. Kaybedilen kişi ne kadar yakınsa sürenin o kadar uzaması

mümkündür. Ancak bu da kesin bir kural değildir.


Yasın süresi kişiye özeldir. Süreden çok, yas belirtilerindeki yoğunluğun zamanla azalması ve kişinin yeniden günlük hayattaki işlevselliğini kazanması, eski düzenine dönmesi daha önemlidir. Eğer işlevselliğin tekrar kazanılması ve becerilerin geri dönmesi 1 seneyi aşan bir hal alırsa destek alınması değerlendirilmelidir.


Nasıl Yas Tutulur?


Yas tutmanın tek bir doğru şekli yoktur. Burada önemli etken kişinin mizacı ve zorluklarla baş etme yöntemleridir.


Bazı insanlar duygularını ifade ederek rahatlarlar, bazıları ise yalnız kalmaya ihtiyaç duyar. Kimileri ağlayarak rahatlar, kimi kişiler ise duygularını daha çok düşünerek veya yazarak işlemeye çalışır. Kimi kaybettiği kişi hakkında sürekli konuşmak ister, bir başkası ise onun hakkında konuşmak istemez. Bunlardan hiçbiri yanlış bir yöntem değil. Eğer kullanılan yöntem o kişiye iyi geliyorsa ve işe yarıyorsa doğru yöntemdir.


Yasın süreciyle ilgili önemli bir konu da özellikle ortak kayıp yaşayan kişilerin yas tutma şekilleri farklı olduğu zamanlarda ortaya çıkar. Aynı kaybı yaşayan iki kişinin birbirinden çok farklı tepkiler vermesi oldukça mümkündür. Burada verilen farklı tepkiler birinin diğerinden daha çok üzüldüğü ya da diğerinin daha çok önemsediği anlamına gelmez. Özellikle duyguların yoğun olduğu bu dönemde bunu ayırmak zorlaşabilir.


Bu nedenle kişinin kendisini “Neden onun kadar üzülmüyorum?” veya “Neden hâlâ bu kadar üzülüyorum?” şeklinde başkalarıyla karşılaştırması kendisine yapacağı bir haksızlık olur. Diğer açıdan “Neden benim kadar üzülmüyor?” ya da “Neden hiç onu konuşmuyor? Önemsemiyor mu?” diye düşünmek de diğer kişiye haksızlık olur.


Yasın nasıl yaşanması gerektiğine ilişkin katı beklentiler yerine kişinin kendi duygularına alan açabilmesi daha önemlidir.


Yas Tutmak Unutmak Anlamına Gelmez


Yas sürecini en çok etkileyen konulardan bir tanesi yasa yüklenen anlamdır. Eğer yas tutmak ya da yas sürecini bitirmek, yası tutan kişi için kaybettiği kişiyi unutmak anlamına geliyorsa yas süreci zorlaşır. Çünkü unutma fikri kişi için en korkutucu kısımdır. Çünkü unutmaktan korkulur. Ancak yas ya da yasın bitmesi o kişiyi unutmak anlamına gelmez.


Zamanla kişinin kayıpla ilişkisi değişir. Başlangıçta yalnızca yoğun bir acı ve özlemle hatırlanan kişi, ilerleyen dönemde birlikte geçirilen güzel anılarla da hatırlanır. Zamanla yas tutan kişi iyi hissetmeye, daha çok anda kalmaya, gülmeye, keyif almaya başlar. Bunların hiçbiri onu unutmak anlamına gelmez. Yaşananları kabul etme ve buna alışmaya başlamak anlamına gelir.


Bazı günlerde kişinin kendisini iyi hissetmesi, kaybını önemsizleştirdiği anlamına gelmez. Gülmek, başka insanlarla vakit geçirmek veya yeniden keyif veren şeyler yapmak da yasın yaşanmadığını göstermez. Gülmek, zaman zaman keyif almak da yasın bir parçasıdır. Çünkü yası yaşarken hayat devam eder.


Yas tutmak, yaşananları kabul etmek ve devam etmeye çalışmak demektir. Zaten ne olursa olsun, kimse sevdiğini, o kaybettiği kişiyi unutmaz. Yasın amacı kaybı unutmak değil, yaşanan kayıpla birlikte hayatın devam edebilmesine zaman içerisinde alan açabilmektir.


Yas Sürecinde Ne Zaman Psikolojik Destek Alınmalı?


Yasın kendisi bir hastalık değildir ve her yas sürecinde psikolojik destek almak gerekmez. Bununla birlikte bazı durumlarda profesyonel destek kişinin yaşadığı süreci daha sağlıklı biçimde ele almasına yardımcı olur.


Örneğin;


  • Günlük yaşamı sürdürmekte uzun süre ciddi biçimde zorlanıldığında,

  • Yoğun suçluluk veya kendini sürekli suçlama hali devam ediyorsa,

  • Kaybı düşünmek veya kayıpla ilgili anılar günlük yaşamı büyük ölçüde kaplıyorsa,

  • İnsanlardan tamamen uzaklaşılmaya başlandıysa,

  • Uyku ve iştah sorunları belirgin şekilde devam ediyorsa,

  • Yaşanılan duygularla baş etmekte giderek daha fazla zorlanıldığında,

  • Uzun süre boyunca hayatta hiçbir şeyin anlamı olmadığını düşünüldüğünde bir ruh sağlığı uzmanından destek almak önemli olabilir.

 

 
 
bottom of page